“… hayır sen kendi bildiğin standartlara beni oturtmaya çalışıyorsun.” dedi Ali.
Kısa bir süre sessizlik oldu.
Doğru olabilir miydi ?
Bunu anlamak için yaşantılarımızı kıyasladım.
Ben, yüksek ihtisas yapmış, eğitimli, insan psikolojisinden hatırı sayılır şekilde anlayan, on
beş seneye dayanmış hocalık tecrübesi olan, matematik, felsefe, tiyatro, astrofizik, din gibi
alanlarında ciddi pragmatik/dogmatik yaklaşımlarla tartışmaları alevlendirebilen, edebiyatı
insan analizlerini anlamak için bir araç olarak kullanan, eğlenmeyi, eğlendirmeyi, espriyi ve
mizahın her türlü rengine hakim biri; sen ise alaylı aşçı Ali.
Doğru olamazdı, elbette.
Peki düşünülmesi gereken soru neydi ?
Ali’nin bahsettiği “bilinen standartlar” mı, yoksa Ali’nin yarattığı Kaf dağları mı ?
Cevap aşikar; Kaf dağları.