Ota Konmamış Aşk

“Ben seni üzerim kızım, bak anlamıyorsun.” dedi şişme yelekli esmer çocuk.

Laktoza inanmayan biri olarak laktozsuz söylediğim lattemi kuru dudaklarıma götürürken,

“Hayır değişebiliriz.” dedi karşısındaki hanım hanımcık kız tanesi.

*

Sakin bir Cuma sabahıydı.

Birbirinden kopuk derslerimin arasında 2 saatlik bir boşluğum vardı.

Günün neredeyse tamamında beynimi kullanarak çalıştığım için bu 2 saati sadece sosyal medyanın kısa videolarını izleyerek geçirip yorgun zihnimi kapatmayı düşünüyordum.

Hiç öyle olmadı…

 “Cam olsun lütfen, teşekkür ederim.” diyerek entelektüel seviyemi kanıtladığım cam fincanlı kahvemle kimsenin görmediği ve mümkünse kimseyi görmeyeceğim bir masa seçtim.

Kendi başıma mini terapimin ikinci dakikasında masmavi gökyüzünün serin havasını ciğerlerime çekerken bir çift oturdu çaprazımdaki masaya.

Seçtikleri masa kusursuzdu.

Birazdan olacaklara şahit olmam için orayı seçtiklerine emindim ama kanıtlayamazdım.

Başta önemsemedim.

Hanım kızımız masaya yaklaşmış peşi sıra cümleleri sıralarken karşısındaki oğlan arkasına yaslanmış ellerine ceplerine koymuş bir bacağını sürekli sallıyordu.

Bu duruşu biliyordum: bir kulaktan girip diğerinden çıkan cümlelere karşı vücudun aldığı “yav he he” pozisyonuydu.

Kısa videoları kaydırıyorum peşi sıra.

Kahvemden bir yudum.

“Bak kızım anlamıyorsun.” duyuyorum.

Göz ucuyla bakıyorum.

Göz göze geliyoruz çocukla.

Sesinin çok çıktığının ve birazdan söyleyeceği korkunç cümlelere şahit olacağımın farkında.

Hemen önüne dönüyor.

Elini cebinden çıkarıyor.

Aman tanrım. Tespihi var.

Ve bu tespih işaret,baş ve ortak parmak arasında konumlanmış ve kıza doğru “emin ol” dercesine sallanıyor.

“Sana diyorum ki ben böyleyim, böyle biriyim niye bırakmıyorsun peşimi. “

“Çünkü seni seviyorum.Seninle olmak istiyorum.”

Çocuk ayağa kalkıyor.

“Nereye Serkan?”

“İşicem” diyor.

“Yuh ulan.” Diyorum içimden.

Çocuğun boynunda “ENEMY” yazıyor.Kulak memesinden aşağı doğru. İncecik.

Bi’ tuhaf oluyor içim.

Boynuna barkot dövmesinden sonra gördüğüm en korkunç tasarım.

Mesela o dövme niye orada ? Ve neden “ENEMY” yazıyor. Büyük ihtimal bu “keko”nun bildiği tek İngilizce kelime ve onu da oraya yazdırmış.

Mesela bizim Burakta da Psi dövmesi var aynı yerde. Onunkisi meslek sembolü anlamında gözükmesini istediği bir yerde. Hoş, zarif duruyor.Ama bu… ENEMY.

Çocuk geri geliyor.

“Bak Serkan, ben ailemle konuştum. Seni onlara da anlattım. Ben artık evlenmek istiyorum ya.” (Adı Serkan demek, Serkanlar hep böyledir zaten…Abart Ozan.)

“Ya kızım ne evliliği ne diyon ya. Sen ne dedin ailene?”

Konuşmasının devamını dinlemedim açıkçası çünkü kahvem bitti. Ve tahammülüm.

Siz okuyucularım biten tahammülümün Serkan adlı serseriye olduğunu düşünüyorsunuz ama yanılıyorsunuz, biten tahammülüm hanım kızımıza.

Sevgili hanım kızımız, belki bir mucize olur bu yazıyı okursun diye sana birkaç büyük nasihati vereyim.

Hayatımızın bazı evrelerinde senin gibi, benim gibi kıymetli insanların kendilerine verdiği değer o kadar fazla gelir ki bu değeri paylaşmak, yanındakini yüceltmek ister. Ve zihin kendine duyduğu özgüvenin anlık kırılımıyla büyük bir delüzyona kapılır. Nedir bu delüzyon ?

Birilerini değiştirebileceğine inanma gücüdür.

Hayır, hayııııııııııııır.

HİÇ KİMSE HİÇ KİMSE İÇİN DEĞ-İŞ-MEZ.

Günümüzün vebası, iğrenerek baktığımız o “beni olduğum gibi kabul etsin, sevsin.”  cümlesi maalesef sonuna kadar doğru.

Üzgünüm.

Duygularını anlayamayan, anlasa bile ilgini kaybetmek istemeyen insanlar senin gibi ışıldayan insanların ateşini söndürür.

Seni tüketir.

Seni yok eder.

İnsanlar böyledir.

Hayalleri paylaşırsın.

Hatta aynı yaraları bile taşırsın

Ruhunun eşidir sanarsın.

Tüm bunlara karşılık hoş sözler duymak ve sevilmek için kollarını açtığın anda sana kimse koşmaz, öylece yalnızlığınla baş başa kalırsın.

Ve ne olur biliyor musun ?

O yüce sevgin içinde kırılır, parçalanır; seni kanattıkça kanatır, kanattıkça kanatır.

Canın öyle bir acır ki göremez, duyamaz, hissedemez olursun.

Gözlerinden akanlar kuruyunca yüreğinde soğumaya başlar.

Kendini geri kazandığın vakit, inandığın o sevgi değişir, büyür; ya olgunlaşır meyve olur ya da kurtların elinde yok olur.

Mutlu olman dileğiyle.

~Fincanda laktozsuz latte içen abin Ozan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecekler

Sünnet

Size yine güleceğiniz bir büyük travmamı anlatacağım. Aradan 28 sene geçmesine rağmen bu travmanın içinde çözümleyemediğim bazı noktalar…

Futbol Kariyerim

33 yaşındayım.Hiç futbol oynamadım.Mahalle maçına bile katılmadım.Halı saha maçı bile izlemedim.Hasan Şaş, İlhan Mansız gibi bir kaç Türk…

Deprem Macerası

Çok çalışıyorum, gereğinden fazla. Ders anlatmadığım peşe peşe gün yok. Hatta doğrudanders anlatamadığı gün yok. O yüzden 23…

Dürtüler ve Sanrılar

Size dürtülerin zihni ele geçirdiği, çok basit ve kısa bir hikaye anlatacağım. İyi okumalar. “Ozan ben aşık oldum.”…

Aşağılık Ego

“… hayır sen kendi bildiğin standartlara beni oturtmaya çalışıyorsun.” dedi Ali.Kısa bir süre sessizlik oldu.Doğru olabilir miydi ?Bunu…

Akademik Bir Kara Mizah

Sevgili okuyucu, aslında bu yazıyı paylaşıp paylaşmama konusunda çok kararsızkaldım. Çünkü günümüz Türkiyesin de ne yazık ki hepiniz…