- Snickers’ın ambalaj tasarımının eskiye göre “karakterini kaybetmiş” olması.
- Sağ Twix ile sol Twix arasında hissedilir bir kalite farkı bulunması.
- Ağva sahilindeki kumların başka sahillere göre gereğinden koyu görünmesi.
- İç çamaşırlarında lastik kalitesinin son beş yılda ciddi biçimde düşmesi.
- Kahvecilerde küçük boy kahvenin “küçük”, orta boyun ise “gereksiz büyük” olması.
- Garsonun siparişi alırken göz teması kurmaması ama hesabı getirirken fazlasıyla göz teması kurması.
- Türk kahvesinin yanında verilen suyun kahveden önce mi sonra mı içilmesi gerektiği konusunda toplumun ortak bir karara varamamış olması.
- Bazı mekânlarda peçetelerin gereğinden kalın olması.
- Kadıköy’de insanların fazla hızlı, Beşiktaş’ta ise gereğinden yavaş yürümesi.
- Market poşetlerinin artık “eskisi kadar poşet gibi hissettirmemesi.”
- Asansör kapısının düğmeye ikinci kez basınca daha hızlı kapanmaması.
- Buzdolabından yeni çıkan suyun “fazla soğuk”, oda sıcaklığındaki suyun ise “su gibi olmaması.”
- Bazı insanların çayı fazla açık içmesi ve bunun toplumsal olarak normal karşılanması.
- Hamburgerlerin fotoğrafta dik durup gerçekte yana doğru çökmesi.
- Çorapların yıkandıktan sonra neden teklerinin kaybolduğu ve bunun bilimsel olarak yeterince araştırılmaması.
- Telefon şarj kablolarının yatakta kullanmak için tam olarak 17 santimetre kısa olması.
- Sinemada filmin başlamasından önce gösterilen reklamların filmden bağımsız şekilde kendi dramaturjik sorunlarının bulunması.
- Restoranlarda “az acılı” denilen yemeğin ya hiç acı olmaması ya da insanın soy ağacını sorgulatacak kadar acı olması.
- Bir mekânın müziğinin konuşmayı bastıracak kadar yüksek, dans etmeye yetmeyecek kadar düşük olması.
- AVM yürüyen merdivenlerinde yan yana duran çiftlerin şehir planlamasına verdiği zarar.
- Bazı mekânların çatal ve bıçaklarının elde “kurumsal” hissettirmemesi.
- Otel yastıklarının ya aşırı yumuşak ya da betonarme olması.
- Restoran menülerinde fotoğrafı olmayan yemeklerin gereksiz risk taşıması.
- İnsanların “farketmez” deyip sonra seçilen her şeye itiraz etmesi.
- Çayı karıştırdıktan sonra kaşığın tabağa bırakıldığında çıkardığı sesin mekânın kalitesiyle doğrudan ilişkili olması.
- Yeni alınan ayakkabının ilk gün rahatmış gibi davranıp üçüncü gün gerçek yüzünü göstermesi.
- Bazı insanların yürürken aniden durmasının trafik suçları kapsamına alınmaması.
- Dondurmanın külahın sonuna kadar eşit dağılmaması.
- “Sessiz mekân” diye gidilen yerlerde mutlaka çok yüksek sesle konuşan dört kişilik bir grubun bulunması.
- Bazı otoparkların çıkış tabelalarının ancak çıkışı kaçırdıktan sonra görünür hâle gelmesi.
- İnsanların “iki dakika” deyip en az on yedi dakika gecikmesi.
- Bir ürünün “yeni ambalaj, aynı lezzet” yazdığı anda aynı lezzet olmaktan çıkması.
- Diş macunu tüpünün son yüzde 8’inin insan onuruna yakışmayacak yöntemlerle çıkarılmak zorunda kalınması.
- Klima kumandalarında 23 derece ile 24 derece arasında metafizik bir fark bulunması.
- Çayın son yudumunun neden hep diğer yudumlardan daha kötü olması.
- Berk’in şikâyet ettiği şeylerin kimse tarafından Berk kadar ciddiye alınmaması.